|
Uzm. Psk. Aynur SAYIM
Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi
Uzman Çocuk Psikologu
Oyunun tanımı konusunda eski zamanlardan beri çeşitli
görüşler öne sürülmüştür. Tüm bu görüşlerin ortak yönü,
büyük düşünür Montaigne’nin belirttiği gibi, “Çocukların
oyunu oyun değil, onların en ciddi uğraşıdır” şeklinde
özetlenebilir.
Çağdaş bir yaklaşımla oyun, çocuğun kendi kendini ifade
ettiği, yeteneklerini fark ettiği, yaratıcı
potansiyelini kullanabildiği, dil, zihin, sosyal,
duygusal ve motor becerilerini geliştirebileceği önemli
bir fırsattır.
Oyunlar önce bebeğin kendi bedensel duyumlarını
araştırması ile başlamakta, daha sonra yakın çevresiyle,
daha büyük gruplar ve sosyal ortamlarda gelişerek devam
etmektedir.
Oyunun eğitimdeki değeri çok eskiden beri bilinmekle
birlikte, eğitimde kullanılması yenidir. Anna Freud ve
onu izleyen çocuk ruh sağlığı uzmanlarının, oyunun
çocuğun kişilik gelişimi ve çocuğu tanımadaki rolüne
dikkat çekmişler ve çocuğun ruhsal uyumsuzluklarının
tedavisinde oyunun önemini ortaya koymuşlardır.
Oyun terapisi, psikolojik yardım sürecinde tedavi amaçlı
kullanılmaktadır.
Bunun yanında bazı çocuklarda, bir oyuncağa bağlılık,
her gittiği yere oyuncağını da götürme, onunla yatma,
sorunlarını oyuncağına anlatma gibi davranışlar
görülmektedir. Bu durum, küçük yaşlarda doğal
olabilmekte, çocuğun yaşı büyüdükçe devam ediyorsa, bize
çocuğu iyi izlememiz gerektiği mesajını vermektedir.
Çoğunlukla peluş, yumuşak tüylü oyuncaklara çocukta bir
bağlılık söz konusu olabilmektedir. Bu oyuncaklar, her
durumda anlamlı olmamakla birlikte, genellikle
sevgi-şefkat–dokunsal temas ihtiyacını giderme amacıyla
seçilmektedir. Anne-babaların yapması gereken,
çocuklarının gelişimlerini yakından takip etmeleri
gelişim dönemleri hakkında bilgi sahibi olmaları,
çocuklarındaki davranış değişimlerini iyi
gözlemeleridir. Aile içindeki sorunlar, aile içi şiddet,
anne-baba ayrılığı, yeni bir kardeşin doğumu, ev-okul
değişimi gibi yaşantısındaki değişimler çocuğu
etkilemekte, bu dönemlerde daha etkin ilgiye ihtiyaç
duymaktadırlar. Ebeveynlerin çocuklarıyla oyun oynaması,
özel zamanlar geçirmeleri, sosyal ilişkilerini takip
etmeleri, ortak tutumlar sergilemeleri, aile
bireylerinin kurdukları iyi iletişim önem taşımaktadır.
Oyunun Bedensel Değeri: Oyun çocuğun kas sistemini
geliştirirken, biriken enerjisinin boşalımını ve günlük
yaşamdaki gerilimden kurtulmasını sağlar.
Oyunun İyi Edicilik Niteliği: Oyun, çocuğun en güçlü ve
doğal dürtülerinden saldırganlığın boşalımını sağlar.
Çocuk , korkularından ve bu durumun yarattığı
gerginlikten kurtulabilir. Yaşamlarındaki bazı
problemleri oyun sırasında çözebilir, duygu ve
ihtiyaçlarını dile getirir. Oyun çocuğun sorunlarının
aynasıdır. İyi bir gözlemci çocuğun oyununu izlerken
çocuğun sorunlarını, hayal kırıklıklarını ve bunların
kaynağını görebilir.
Oyunun Eğitici Değeri: Biçim, boyut ve renkleri farklı
olan oyuncaklarla oynayan çocuk, bunların anlamını
kavrar.
Oyunun Toplumsal Ahlaki Değeri:Oyun, çocuğun sosyal
gelişiminin sağlıklı olması uyum ve işbirliğini
öğrenmesi, paylaşmayı öğrenmesi sağlar. Oyun çocuğun
aile tutumları hakkında bilgi verir, oyunlarda kültürün
etkisi büyüktür.
Gelişim kuramcılarından Piaget, oyunları 3 grupta
topluyor:
Araştırma Oyunları (0-2 yaş): Bebek, çevresinden aldığı
uyaranları sınıflar.
Simgesel Oyunlar (2-7/8 yaş): Sanki varmış gibi oynanan
oyunlardır. Evcilik oyunu, bir çubuk ile oluşturulan at
oyunu gibi...
Kurallı Oyunlar (7/8 yaşından itibaren): Çocuğu
sosyalleştirmeyi sağlar.
Oyunların oluşumunda cinsiyet, iklim ve kültür önem
taşımaktadır. Yapılan araştırmalara göre kız
çocuklarının ip atlamak, evcilik, saklambaç, seksek,
ebecilik oyunlarını; erkek çocukların futbol, koşmaca,
misket oyunlarını tercih ettikleri görülmektedir
Yine oyunların çocukların yaşlarına ve gelişim
dönemlerine göre farklılıklar gösterdiği bilinmektedir.
Oyuncağın Eğitici Önemi
Oyuncak çocuğun beş duyusunu, doğal yeteneklerini
uyaran, hayal gücünü zenginleştiren, bedensel , duygusal
ve sosyal gelişimini hızlandıran oyun malzemeleridir.
Oyun gibi, oyuncaklar da çocuğun psikolojik yönden
değerlendirilmesinde kullanılmaktadır.
Sürekli oyun ve oyuncak değiştiren çocuk, dikkat
eksikliği yönünden değerlendirebileceği gibi, sürekli
karşı cinse ait oyuncaklarla oynayan çocukta bunun
cinsel tercihle ilgili olabileceği düşünülebilir.
Oyun ve oyuncak seçimi çocuğun yaşına, gelişim
seviyesine uygun olmalıdır.
Çocuğa oyuncak seçerken, oyuncak hakkında onun da
fikrini almak en iyisi olacaktır.
Çocuğun gelişim düzeyini arttıracak, eğitici yönü olan
oyuncakların seçilmesi gerekmektedir.
Ebeveynler çocuklarıyla oyun oynamalılar.Bu aralarındaki
iletişimi güçlendirecektir, çocuklarını tanımalarını
sağlayacaktır.Çocukları oyun oynarken, iyi bir gözlemci
olmalıdırlar.Çocuğun kurduğu ilişkiler, kendi ruhsal
dünyası ,hayal kırıklıklarını oyunda görmek mümkündür.
Aile ve eğitimcilerin yaptıkları hatalardan birisi de,
okul çağı başlayan çocuğun oyunla bağının bittiği
düşüncesidir.Oyun , çocuğun gelişimi açısından o kadar
değerlidir ki , çocuk ruh sağlığı sevgi ve oyun olarak
tanımlanmaktadır.Okul döneminde belki oyun süreleri
azalacaktır, fakat kesinlikle oyun çocuk için
bitmeyecektir.
Ebeveynlerin çocuklarına vermek istedikleri mesajları
oyun aracılığıyla birlikte oynadıkları oyunda vermeleri
daha kolaydır.
Uzm. Psk. Aynur SAYIM
|